Bir Yetişkin Yaratmak

Stanford Üniversitesi (ABD) Birinci Sınıflar ve Rehberlik Dekanı Julie Lythcott- Haims, çocuklarımızı yetiştirirken hangi hatalara düştüğümüzü anlatıyor.
Helikopter ebeveynlik.
Aşırı korumacılık.
Onlar yerine karar vermek.
Önlerindeki engelleri temizlemek.
Her isteklerini yerine getirmek.
‘Bunların nesi yanlış?’ diyenlere açık bir dille yanlışları gösteriyor.
Yanlış ebeveyn tutumları nedeniyle günümüz çocuklarının;
sorunlarını çözemediklerini,
engeller karşısında bocaladıklarını,
hep kendilerine yardım edecek birini aradıklarını,
yaşam güçlüklerine karşı ürkek ve çekingen olduklarını,
nedenleri ve sonuçlarıyla açıklıyor.

Amerikalı çocukların içine sürüklendiği tüketim kültürüne özgü durum bütün dünya için geçerli.
Artık çocuklar, elbette reklamların yoğun baskısının da etkisiyle ‘her şeyi istiyorlar’, ‘hemen istiyorlar’, ‘hepsini istiyorlar’. Dahası, bu isteklerinin hakları olduğuna da inanıyorlar.
Hakları var ama görevleri yok.
İstekleri var ama sabırları yok.
Her şeyi istiyorlar ama kendi sorumluluklarını istemiyorlar.
Günümüzün anne babaları da, bu istekleri görevleri bilerek çabalayıp duruyorlar.
Günümüzün kısırdöngüsü bu.
*
Geçen haftalarda Gazi Üniversitesi’nin düzenlediği Erken Çocukluk Kongresi’nde yaptığım sunumda benzer konuları dile getirmiştim.
Benim çocukluğumda bizim anne babamızı hoşnut etmek için çabaladığımızı ama günümüzde anne babaların çocuklarını hoşnut etmek için çabaladıklarını gördüğümü açıklamıştım.
Tüketim kültürü de elbette kendi çocukluk tipini yaratıyor.
Bu çocukluk, tüketime dönük her şeyi isteyen,
ama kendini hiçbir şeyden sorumlu tutmayan bir tutum içinde.
Ama yaşam bu değil.
‘Yaşam bana bir şey vermedi’ sözü, boşuna bir beklentidir.
Yaşam, kimseye bir şey vermez.
Yaşam, sizin ona verdiklerinizi size geri verir.
Bir şey vermeden almayı bekleyenler boşuna beklerler.
Elde etmek için hak etmek gerekir.
Kazanmak için çalışmak gerekir.
Bir yere ulaşmak için hedefinizin olması gerekir.
Özgür olmak mı istiyorsunuz? Sorumluluk alacaksınız.
Sorumluluğu olmayan özgürlük başıboşluktur.
Yetişkin olmak mı?
Elbette kolay değil.
Yetişkin olmak zor ama sığınmacı olmak kolay.
Aslında, erişkin yaştakilerin çoğu da ‘sığınmacı’dır.

*
SIĞINMACI KİŞİLİK;
Yetişirken ana babaya sığınma.
Sonra da sığınacak bir yer arama.
Devlete sığınma. Partiye sığınma. Lidere sığınma.
Allah’a sığınma. Dine sığınma. Tarikata sığınma. Cemaate sığınma.
Sığınmacılık kolay iş.
Düşünme, tasalanma, karar verme, söyleneni yap.
Sığın gitsin.
Özgür olup ne yapacaksın?
Aklını sığındığına emanet et, rahat yaşa.
İşte, toplumsal felaketimizin kaynağı budur.
*
Böyle bir toplum güdülmek ister.
Böyle bir toplum başında bir ‘güdücü’ ister.
Gerçeklere kapalı aklıyla her yalana inanmaya hazır yaşar.
‘Sığınmacı toplum’da sıkıntı çekenler ‘Yetişkin yurttaşlar’dır.
Onlar, yetkin bireyler, uygar toplum için çalışırlar.
Başarabilirler mi?
Elbette başarırlar.
Çünkü, dünyada hiçbir sığınmacı toplum özgür yaşayamaz.
Özgür bir ülke için yetkin bireyler ve uygar bir toplum gerekir.
Her zaman sonuçta onlar kazanırlar.
Yeter ki ortak hedefleri bu olsun.
Yeter ki, güçlerini birleştirsinler.
Yeter ki, ortak hedefe yürüsünler.
Elbette başaracaklardır. Kesinlikle…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *