Can Yücel – Tanımadığın Adamlar..

20 yaşında ben,

35 yaşımda ben,

40 yaşımda ben ve bugünkü ben dördümüz birlikte olalım dedik.

20 yaşımı, 35 yaşımın karşısına oturttum.

40 yaşımın karşısına da, ben geçtim.

yirmi yaşım, otuz beş yaşımı tutucu buldu.

Kırk yaşım ikisinin de salak olduğunu söyledi.

Yatıştırayım dedim.

-Sen karışma moruk- dediler. Büyük hır çıktı.

Komşular alttan üstten duvarlara vurdular.

Yirmi yaşım kırk yaşıma bardak attı.

Evin de içine ettiler.

Bende kabahat.

Ne çağırıyorsun tanımadığın adamları evine …

CAN YÜCEL

İstanbul’da görülecek gezilecek yerler , Best attractions to see in İstanbul

  1. Kapalı çarşı
  2. Ayasofya müzesi ve arkeoloji müzesi
  3. Topkapı sarayı , 
  4. Gülhane, 
  5. Sarayburnu
  6. Galata kulesi
  7. Dolmabahçe sarayı
  8. Sultanahmet cami
  9. Yerebatan sarnıcı
  10. Islami eserler müzesi
  11. Sadberk hanım müzesi
  12. Kariye müzesi
  13. Rumeli hisarı
  14. Büyük ada , aya Yorgi kilisesi
  15. İstanbul akvaryum
  16. Galata köprüsü restaurantları
  17. İstanbul Boğaz turu
  18. Karaköy
  19. İstiklal caddesi -çiçek pasajı
  20. eminönü – mısır çarşısı
  21. Emin yeni camii – Sarayburnu yürüyüş
  22. Ortaköy
  23. Nişantaşı
  24. Bebek
  25. Yoroş kalesi
  26. Çırağan sarayı
  27. Miniatürk
  28. Pera müzesi
  29. Belgrad ormanı
  30. Rumeli kavağı ve Rumeli feneri
  31. Yıldız sarayı
  32. Beylerbeyi sarayı
  33. Kız kulesi
  34. Haseki Hürrem sultan hamamı
  35. Ihlamur kasrı
  36. Illüzyon müzesi
  37. Barış Manço müzesi
  38. Oyuncak müzesi
  39. Büyükada
  40. Hidiv kasrı
  41. Bağdat caddesi
  42. Bostancı sahili
  43. Moda sahili
  44. Anadolu hisarı
  45. Pierre loti teleferik
  46. Sultanahmet’te iftar
  47. Mihrabad korusu
  48. Sapphire seyir terası
  49. Mandabatmaz
  50. Aşiyan
  51. Kuledibi
  52. Cihangir firuzağa kahvesi
  53. Rahmi koç müzesi
  54. Sabancı müzesi
  55. Kadıköy barlar sokağı
  56. Masumiyet müzesi
  57. Kuzguncuk
  58. Çengelköy
  59. Ceneviz kalesi

En azından üç dildeAna avrat dümdüz gideceksin

En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Ana avrat dümdüz gideceksin
En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde düşünüp rüya göreceksin
En azından üç dil
Birisi ana dilin
Elin ayağın kadar senin
Ana sütü gibi tatlı
Ana sütü gibi bedava
Nenniler, masallar, küfürler de caba
Ötekiler yedi kat yabancı
Her kelime arslan ağzında
Her kelimeyi bir bir dişinle tırnağınla
Kök sökercesine söküp çıkartacaksın
Her kelimede bir tuğla boyu yükselecek
Her kelimede bir kat daha artacaksın
En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Canımın içi demesini
Kırmızı gülün alı var demesini

Nerden ince ise ordan kopsun demesini
Atın ölümü arpadan olsun demesini
Keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur demesini
İnsanın insanı sömürmesi
Rezilliğin dik alası demesini
Ne demesi be
Gümbür gümbür gümbür demesini becereceksin

En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Ana avrat dümdüz gideceksin
En azından üç dilde ana avrat düz gideceksin
Çünkü sen ne tarih ne coğrafya
Ne şu ne busun
Oğlum Mernuş
Sen otobüsü kaçırmış bir milletin çocuğusun.
Bedri Rahmi Eyüpoğlu
1911 – 1975

Karaköy tatlıcılar rölyefi ve Amerika’da karpostal olarak basılmış Eşek üzerinde çocuklarını taşıyan köylü kadın resmi de Bedri Rahmi’ye aittir.

Places to see in Türkiye

Efes Antik Kenti, Selçuk İzmir

Ölüdeniz, Fethiye Muğla

Pamukkale Travertenleri, Pamukkale Denizli

Dilek Yarımadası Milli Parkı, Kuşadası Aydın

Aspendos Antik Tiyatrosu, Serik Antalya

Patara Plajı, Kaş Antalya

Cennet Cehennem Mağaraları, Silifke Mersin

Kız Kalesi, Erdemli Mersin

Eğirdir Gölü, Eğirdir Isparta

Salda Gölü, Yeşilova Burdur

Safranbolu- Karabük

Çeşme, İzmir

Göreme Açık Hava Müzesi l Nevşehir

Şahinkaya Kanyonu l Samsun

Kazdağları

Datça palamutbükü

Erciyes Dağı Kayak Merkezi

Ulubey Kanyonu, Ulubey Uşak

Anıtkabir, Çankaya Ankara

Kapadokya, Nevşehir

Odunpazarı Evleri, Odunpazarı Eskişehir

Sümela Manastırı, Maçka Trabzon

Ayder Yaylası, Çamlıhemşin Rize

Yedigöller Milli Parkı, Bolu

Amasra, Bartın

Nemrut Dağı ADıyaman

Abant Gölü, Bolu

Tarihi Yarımada, İstanbul

Prens Adaları, İstanbul

Uludağ, Bursa – good to go now in winter 

Kız Kulesi, Üsküdar İstanbul

İznik Gölü, İznik Bursa

Ulu Cami, Bursa

İğneada Longoz Ormanları Milli Parkı l Kırklareli

Tarsus Nusret Mayın Gemisi Müzesi ve Kültür Parkı l Mersin

Selimiye Camii l Edirne

Karagöl Sahara Milli Parkı l Artvin

Bodrum Kalesi l Muğla

Sultan Ahmet Camii ve Meydanı

Zeugma Mozaik Müzesi l Gaziantep

Göbeklitepe, Haliliye Şanlıurfa

Halfeti, Şanlıurfa

Side Antik Kenti, Manavgat Antalya

Damlataş Mağarası, Alanya Antalya

Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı, Eceabat Çanakkale –

where Gallipoli war happened between Türks and Australian-New Zealand and British troops . Unfortunately this intention cost tens of thousands to die far away home.

Polonya

1790’lı yıllarda Polonya (Lehistan) parçalanıp Rusya, Prusya ve Avusturya tarafından pay edilir. Bu durumu ise o zaman dünya üzerinde bulunan devletlerden sadece Osmanlı İmparatorluğu kabul etmez. Lâkin tabii ki bu üç devletle savaşıp Polonya’yı kurtarabilecek gücü de yoktur. Fakat Osmanlı İmparatorluğu sağlam bir tavır sergileyerek o tarihten sonra tam 120 yıl boyunca Polonya’nın dağılışını protesto eder ve bu yok edilişi tanımadığını ilan eder.

Bunu da şu şekilde gerçekleştirmektedir: Osmanlı padişahları senede bir gün ülkesine gelen tüm yabancı sefirleri aynı anda ağırlamakta, merasim düzenlenmektedir. işte her sene bu merasimlerde sanki Polonya hâlâ varmışçasına sıra bu devletin sefirini anmaya geldiğinde “Lehistan sefiriiii!” diye bağırılır ve bir osmanlı askeri “Lehistan sefiri yoldadır!” şeklinde bağırarak cevap verir.

Bu, osmanlı imparatorluğu’nun oradaki tüm yabancı sefirlere “biz hâlâ Polonya’nın işgalini tanımıyoruz!” şeklinde bir notadır aslında. Bu durum Polonya’nın tekrar bağımsızlığını kazanmasına kadar devam etmiştir. Hatta yıllar önce Avrupa Birliği’ne üye ve üye olmaya çalışan ülkelerin Topkapı Sarayı’nda düzenlenen toplantısında Polonya Cumhurbaşkanı kürsüye çıkar çıkmaz ilk sözü “Polonya elçisi geldi!” olmuştur.

Hikâyenin temeli, Polonya-Litvanya Topluluğu’nun 1795’te Prusya KrallığıRusya İmparatorluğu ve Habsburg monarşisi arasında bölünmesini tanımayan tek büyük ülkenin Osmanlı İmparatorluğu olmasından kaynaklanmaktadır. Bazı kaynaklarda Kaçar İran’ın da bu bölünmeyi tanımadığı belirtilir.[4][5]

Bu hikâyenin ilk yazılı kaydı 1936-1945 yılları arasında Polonya’nın Türkiye’deki büyükelçisi olan Michał Sokolnicki’ye aittir. Hikâyeyi İstanbul Polonya toplumunu tanıyan bir Türk subayı ve politikacı olan Ali Fuat Cebesoy’dan öğrendi. Cebesoy, bu alışkanlığın saltanat sonuna kadar devam ettiğini, Sultan II. Abdülhamid döneminde genç bir subay olarak buna bizzat şahit olduğunu iddia etti.

Beyaz zambaklar ülkesinde Rübab-ı şikeste Sapho Balzac Kapital Toplum sözleşmesi Fenn-i ruh Burjuva demokrasisi ile proletarya diktatörlüğü