Masthead header
    • What to Expect

    • What to Expect
    • Rates & Packages

Acilen milyonlarca ağaç dikmeliyiz

ÇEKİRDEKLERİ ÇÖP TORBASINA KOYMAYIN!

Yediğiniz kayısı, şeftali, kiraz, vişne, karpuz, kavun, erik vb. meyvelerin çekirdeklerini lütfen çöpe atmayın, hele çöp poşetlerine ASLA hapsetmeyin.
Mümkünse herhangi bir yerde toprağın 10 cm altına gömün.
Üzerine de bir bardak su dökün.

Gömme imkanınız yoksa bi poşette bu çekirdekleri biriktirip yanınıza alın ( yada arabanıza koyun) arsa, tarla, toprak yol kenarı, yamaç gibi toprağı gördüğünüz alanlara bu çekirdeklerinizi savurun, korkmayın bu çevre kirliliği değildir aksine çevre için yeni hayattır.
Doğa hemen o yeni çekirdekleri kucaklar ve besler…

Yapacağınız en kötü hareket çekirdekleri poşetlere hapsetmektir !
Bunu yapmayın ve yaptırmayın.

Yapılan çalışmalarda doğaya başıboş atılan yada dikilen bu çekirdeklerin en az yarısının yeşerip ağaç veya bitki olduğu kanıtlanmış.
En büyük israflardan birisi meyve çekirdeklerinin çöpe atılması, ülkemiz adına küçümsenemeyecek büyük bir servet…
Daha yeşil bir ülke için, daha temiz hava için, toprak kaymasını önlemek ve yeni nesillerimize yeşil bir dünya bırakmak için hep birlikte elimizden geldiğince meyve çekirdeği gömelim, savuralım, fırlatalım…

Bu uygulama TEMA tarafından başlatıldı ve bilinçli toplum olarak bizlerin desteklerini bekliyor, Doğaya yardım etmek, gelecekte etrafımızı saracak beton ve gökdelenlerden alamayacağımız oksijeni karşılamak için bile bu çekirdeklerden çıkacak ağaçlara ihtiyacımız olacaktır.

Çöpe atmadığınız her çekirdek için şimdiden teşekkürler.

Back to Top Contact Me Share on Facebook Tweet this Post Email to a Friend

Covid-19

Covid-19

 Maryland Üniversitesi, Enfeksiyon Hastalıkları şefi Dr. Faheem Younus’un paylaşımını iletiyorum;

1– Covid19 ile aylarca yaşayacağız. İnkar da etmeyelim, panik de yapmayalım. Hayatı gereksiz yere zorlaştırmayalım. Mutlu olmayı ve bu gerçekle yaşamayı öğrenelim.

2– Virüs yazın etkisini azaltmayacak. Brezilya ve Arjantin’de şu an mevsim yaz ama virüs hızla yayılıyor.

3– Çok çok su içerek hücrelere nüfuz etmiş Covid19 virüslerini yok edemezsiniz, sadece sık sık tuvalete gidersiniz.

4– El yıkamak ve 1.8 metre mesafede durmak, virüsten korunmak için en iyi yöntemdir. Eğer evde Covid19 hastası yoksa evdeki yüzeyleri dezenfekte etmeniz gerekmez.

5– Kargo paketleri, benzin pompaları, alışveriş arabaları ya da ATM’ler enfeksiyona neden olmaz. Ellerinizi yıkayın, hayatınızı normal yaşayın.

6– Covid19 gıda kaynaklı bir enfeksiyon değildir. Grip gibi damlacıkla ilişkili enfeksiyondur. Yemek siparişiyle belgelenmiş Covid19 riski yoktur.

7– Saunaya girmek, hücreye nüfuz etmiş Covid19 virüslerini öldürmez.

8– Koku alma duygunuzu pek çok alerji ve viral enfekiyonla kaybedebilirsiniz. Covid19 için spesifik olmayan bir semptomdur.

9– Eve geldikten sonra kıyafetlerinizi değiştirip acilen duş almamız gerekmez. Temizlik bir erdemdir, paranoya değil.

10– Covid19 virüsü havada asılı durmaz. Yakın temas gerektiren bir damlacık enfeksiyonudur. Hava temiz, parklarda bahçelerde (mesafeyi koruyarak) yürüyebilirsiniz.

11– Covid19 ırk veya din ayırmaz, tüm insanlara bulaşır.

12– Covid19’a karşı normal sabun kullanmak yeterlidir, illa antibakteriyel sabun almak gerekmez. Zaten virüs bakteri de değildir.

13– Yemek siparişleriniz için endişelenmenize gerek yoktur. Ama çok istiyorsanız, mikrodalga fırında birazcık ısıtabilirsiniz.

14– Ayakkabılarınızla eve Covid19 getirip hastalanma ihtimaliniz, günde 2 defa üstünüze yıldırım düşmesiyle aynıdır. 20 yıldır virüslere karşı çalışıyorum, damlacık enfeksiyonları böyle yayılmaz.

15– Sirke, sumak, soda, zencefil içmekle/yemekle virüsten korunamazsınız.

16– Eldiven giymek kötü bir fikirdir, virüs eldiven üstünde birikebilir, yüzünüze dokunursanız kolayca bulaşır. El yıkamak en iyisidir.

 Bir fıkra ; 

”’Tüccarın biri bir gün yolda Veba’yla karşılaşır. Endişeyle Veba’ya bakar ve “Nereye gidiyorsun?” diye sorar. Veba, “Bağdat’a” diye yanıtlar. “Kaç kişinin canını alacaksın?” diye tekrar sorar Tüccar. Veba, “Çok değil, sadece 5 bin kişi” der. Aradan zaman geçer ve Tüccar yolda yine Veba’yı görür. Fakat duymuştur ki Bağdat’ta vebadan dolayı 60 bin kişi ölmüştür. “Bana 5 bin kişiyi öldüreceğini söylemiştin. Oysa sen 60 bin cana kıymışsın” diye hiddetlenir Veba’ya. Veba ise gayet sakin ve kendinden emin, “Ben 5 bin kişi öldürdüm. Geriye kalanı korkudan öldü” der.”

Akıl sağlığınızı koruyun.

Depresyon ve anksiyete immün sisteminizi yerle bir eder.

Back to Top Contact Me Share on Facebook Tweet this Post Email to a Friend

Deli Petro

Deli Petro ‘nun (1672-1725) yaptığı delilikler..
1- 22 yaşında Çar olduğunda ilk yaptığı iş, ilk Rusça gazetenin çıkışını sağlamak oldu.
2- Ardından Avrupa’nın kullandığı Jülyen Takvimine geçilmesi emrini verdi.
3- Kadınların kendi rızaları olmadan evlendirilmesini yasakladı
4- Rus alfabesini geliştirdi.
5- Evrensel kitapları Rusçaya çevirtti. Bunlar arasında Kuran-ı Kerim de var.
6- İlk hastaneyi ve ilk tıp fakültesini kurdurdu.
7- Rus Kilisesinin siyasete müdahalesine son verdi.
8- Avrupa’daki bilimsel gelişmeleri görmek için bu ülkelere gezilere çıktı.
9- Ünlü Alman bilim adamı Leibniz ile dostluk geliştirdi ve Leibniz’in tavsiyesiyle, Saint Petersburg Bilimler Akademisi’ni kurdu.
10- Akademi masrafları gümrük ve liman gelirlerinden karşılandı.
11- Akademiye katılan yabancı bilimcilere üç katı maaş verildi. Böylece Avrupa’nın en önemli bilim adamları Rusya’ya geldi.
12- İlk bilimsel dergiyi çıkarttı.
13- Avrupa’nın en önemli kütüphanelerinden birini kurdurttu.
14- Uzay Gözlem Enstitüsü, Botanik Bahçesi, müze, basımevi, sanat atölyeleri kuruldu.
15- Bunların üye ve başkanları, Akademi’de yapılan oylamayla seçildi. “Deli” Petro hiç müdahale etmedi.
16- Rusya Bilimler Akademisi üyeleri, bugüne kadar 20 NOBEL aldı.

”BÜYÜK Petro” olarak da bilinen Rus çarı Rönesans ve Reform döneminde yaptığı çalışmalar sayesinde Rusya’nın Avrupa’nın gerisinde kalmasını önlemiştir. Daha çok sıcak denizlere inme planlarından dolayı denizcilik ve gemicilikle ilgili incelemeler yapan 1.Petro, bir gemide en alt rütbede çalışarak ilginç kişiliğini ön plana çıkarmıştır. Osmanlılar bu yüzden Petroya ”Deli Petro” lakabını takmıştır. Fakat Prut Savaşı’nda Osmanlı’nın karşısına büyük ve dayanıklı gemilerle gelince Deli Petro’nun adı Büyük Petro olarak anılmaya başlanmıştır.
Hollanda’ya gezisinden sonra Rusya’ya ilk buz patenini getiren 1. Petro’dur.

Petro, 1705 yılında sakalı vergiye bağlayarak Rus erkeklerini tıraş olmaya yönlendirdi. Petro, böylelikle Rusların daha Batılı göründüğünü düşünüyordu.

Deli Petro aşırı alkol tüketimine karşıydı. Bununla mücadele etmek için, aşırı kullananlara madalya takıyordu. Ama madalya dökme demirden yaklaşık 7 kilo, zincirsiz ağırlığı vardı. Ve bu madalyayı ilk 1 hafta çıkarmak yasaktı.
Hollanda’dan çok ilginç eşyalar getirirdi. Bunlar içinde en ilginci “lale” idi. 1702 yılında lale Rusya’da görülmeye başladı. Bitkilere ve çiçeklere özel ilgisi olan 1. Petro, sarayda özel birim kurdurup çiçek ve bitki heyeti oluşturdu.
Sahte para basanları devletin darphanesinde çalıştırıyordu, çünkü ayrıntıları ve basım konusunda onların benzersiz bir para yapacağı kanaatindeydi.

Back to Top Contact Me Share on Facebook Tweet this Post Email to a Friend

Hayrettin Karaca

Kültür nedir?

“Biz 4 kardeşiz, dedim ya en küçüğümüz daha doğmamış. Ben 5,5 – 6 yaşındayım, benden sonra iki küçük daha var. Anacığım sabahleyin bizi doyurur, bana “Haydi evladım ayağımın altında dolaşma, git oyna” der.

Ama ayakkabı giydirmez, neden biliyor musun?

Mahalledeki çocukların hiç birinin ayakkabısı yok, onun için… Kültür bu işte… Zengin olmak bu işte…

Bayramda bile eğer mahalle çocuklarına da alındıysa giyerdim ayakkabıyı; ama akşamı zor bulurdum.

Çünkü ayakkabılar ısırırdı ayaklarımı. Nasır bağlamış altları, dolu…”

Back to Top Contact Me Share on Facebook Tweet this Post Email to a Friend

Kristof Colomb

Kristof Kolomb, gemilerin zorunlu tamiratı için Jamaika’ya uğrar. Oradaki yerliler tamirata yardımcı olur, gemi tayfasına yiyecek içecek verir. Ancak aradan aylar geçmesine rağmen tamirat bitmez. Üstelik gemi tayfası, yerlilerin yiyeceklerini yağmalamaya başlamıştır…

Bu duruma kızan yerliler, yardımı ve yiyeceği keser. Çaresiz durumdaki Kolomb, o dönemlerde gemilerde bulunan ve yıldız pozisyonlarını da içeren takvimi karıştırırken, ertesi gün Ay tutulması olduğunu öğrenir. Aklına parlak bir fikir gelir ve hemen yerlilerin şefine gider…

Şefe, Tanrı ile haberleştiğini ve Tanrı’nın yardımın kesilmesine çok kızdığını, bu kızgınlığını da Ay’ı kan kırmızıya çevirerek göstereceğini söyler.
Ertesi gün akşam Ay tutulması başlar ve Ay’ın rengi tutulmadan dolayı kızıla döner. Kolomb’un oğlu, o anı günlüğüne şöyle yazmış:

“İnleme ve feryatlarla birlikte, her yerden gemilere doğru geldiler, yiyecek ve içecekler getirdiler, Tanrı’ya onları affetmesini söylemesi için amirale yalvardılar”

Kolomb kum saatine bakar, 48 dakika süren tutulma bitmek üzeredir. Onlara Tanrı’nın kendilerini affettiğini ve Ay’ı birazdan normal rengine çevireceğini söyler…

Tutulma biter, Tanrı tarafından affedilen yerliler de mutludur, evrenin işleyişini bilen Kolomb da…

*Cehalet her zaman köleliği getirir.

Haziran 1503

Back to Top Contact Me Share on Facebook Tweet this Post Email to a Friend